Elektrik Mühendisliği · Sayı 479 · Ekim 2026

Basın Açıklamaları

EMO Basın

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Yıl
2026
Sayfa
—
Okuma süresi
8 dk
Görüntülenme
6

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Tam metin

Nisan–Ekim 2026 döneminde enerji politikalarından elektriksel güvenliğe, iş cinayetlerinden demokratik haklara, dijital özgürlüklerden barışa uzanan açıklamalar ile Odamızın mesleki birikimini toplumsal sorumlulukla buluşturma görevini yerini getirmeye devam etmiştir. EMO 50. Dönem Yönetim Kurulu, göreve geldiği günden bugüne sorumlulukla gündemi yakından izlemiş; sadece Oda adına değil, gerektiğinde TMMOB’a bağlı odalarla, demokratik kitle örgütleriyle ve platformlarla birlikte kamuoyuna seslenmiştir.

Odamızın bu dönemdeki mesleki açıklamaları iki ana eksende yoğunlaşmış: enerji politikalarının kamu yararı açısından eleştirisi ve elektriksel güvenliğin ihmal edilmesinin can kayıplarına dönüşen sonuçları yüksek sesle dile getirilmiştir.

Şebekedeki İhmal Yakıyor

Yaz ayları gelmeden, 6 Mayıs 2026’da yayımlanan “Yangın Sezonu Öncesinde Uyarıyoruz… Şebekedeki İhmal Yakıyor!” başlıklı açıklama, orman yangınlarında elektrik şebekelerinin payına dikkat çekmiştir. Açıklamada 2021’de Muğla ve Antalya’da, 2023’te Çanakkale’de, 2024’te Diyarbakır ve Mardin’de, 2025’te İzmir Çeşme’de yaşanan büyük yangınların enerji nakil hatlarındaki arızalardan kaynaklandığı hatırlatılmıştır. 2024 yazında Diyarbakır Çınar’da 17 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği felaket, teknik ihmallerin bedelinin en acı örneği olarak anılmıştır.

Odamız, hat bakımından güzergâh temizliğine, İHA ve lidar destekli izlemeden termal haritalamaya, yangın riskinin yüksek olduğu bölgelerde izoleli kablo kullanımına kadar somut mühendislik önerileri sıralamıştır. Açıklama, sorunun köküne yani özelleştirme sonrası kâr odaklı yaklaşımla taşeronlaşan dağıtım hizmetlerine dikkat çekmiştir. Çıkış yolu olarak elektrik dağıtım şebekesinin kamulaştırılması ve enerji altyapısının kamusal bir anlayışla yeniden yapılandırılması çağrısı yapılmıştır.

Denetimsizlik ve Yetersiz Mevzuat Öldürüyor

Hatay İskenderun’da Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) öğrencisi 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün staj yaptığı pastanede elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirmesi üzerine Odamız, 7 Mayıs’ta “Elektriksel Güvenliği Denetlenmemiş Her Tesis Risk Alanıdır… Denetimsizlik ve Yetersiz Mevzuat Öldürüyor” başlıklı bir açıklama yapmıştır. Acılı annenin “Benim oğlum elektrikçi değildi, pasta ustası olmak için mesleki eğitim alıyordu” sözleri, facianın özeti olarak kamuoyunun gündemine taşınmıştır.

Açıklamada ruhsatlandırma ve denetim süreçlerindeki eksikliklere, ehliyetsiz kişilerce yapılan tesisat işlerine ve koruma cihazlarının periyodik olarak test edilmemesine dikkat çekilmiştir. Çocuk işçiliğini “mesleki eğitim” kılıfıyla meşrulaştıran MESEM sisteminin masaya yatırılması istenmiştir. Odamız ayrıca 20 yıl gecikmeyle başlatılan Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği güncelleme çalışmasının ivedilikle tamamlanmasını ve okul içi uygulamalarda çalışan öğrencileri de kapsayacak entegre bir sigorta sisteminin kurulmasını talep etmiştir.

Enerjide Yeni Kapitülasyon

12 Mayıs’ta yayımlanan “Enerjide Yeni Kapitülasyon Anlaşması” başlıklı açıklama, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan 5 bin MW’lık yenilenebilir enerji iş birliği protokolünü mühendislik hesaplarıyla değerlendirmiştir. Faz 1 kapsamındaki Sivas ve Taşeli GES’leri için Euro bazında 30 yıl süreli alım garantisi verildiği; yalnızca bu iki santralın ülkeye toplam maliyetinin yaklaşık 2,5 milyar Euro’yu bulacağı, Faz 2 ile birlikte toplam yükün 6 milyar Euro’ya yaklaşabileceği ortaya konmuştur.

Ücretsiz arazi tahsisi, “al ya da öde” esasına dayalı alımlar, geniş vergi muafiyetleri ve uyuşmazlıkların uluslararası tahkime (ICSID) bırakılması gibi hükümler, Osmanlı’nın çöküş dönemindeki kapitülasyonlara benzetilerek; ülkenin bir elektrik üretim kriziyle karşı karşıya olmadığı, bu yatırımların EÜAŞ eliyle ulusal imkânlarla gerçekleştirilebileceğini vurgunmış ve TBMM’ye anlaşmayı reddetme çağrısı yapılmıştır

Akkuyu: Kim Kazanacak,

Kim Ödeyecek?

13 Ağustos’ta yayımlanan “Kim Kazanacak, Kim Ödeyecek? Akkuyu Nükleer Enerji Santralı’nın Birinci Ünitesi Devreye Alınırken Akıllara Gelen Sorular” başlıklı açıklama, 2026’da devreye alınacağı duyurulan birinci ünitenin teknik olarak ancak 2027’nin ilk yarısında devreye girebileceğini değerlendirmiştir. Açıklamada santralın soğutma suyu deşarjının zaten biyolojik tolerans sınırındaki Doğu Akdeniz ekosistemine etkisine dikkat çekilmiştir. Açıklama, santralın yurttaşa faturasını da hesaplamış; üretimin yüzde 70’inin EÜAŞ’a 12,35 cent/kWh bedelle satılması ve kalanın tepe fiyattan piyasaya sunulması ile Piyasa Takas Fiyatı’nı yükselteceği tespiti yapılmıştır. EÜAŞ’ın bu elektriği alış fiyatının yarısından düşük bir bedelle satmasından doğacak zararın da hazineden karşılanacağı vurgulanmıştır. Bu durumda “hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, görünen o ki burada kaybeden yurttaş olacaktır.”

Soma’da Yine Madenciler Can Verdi

Son yapılan açıklama yine bir iş cinayeti üzerine olmuştur. Manisa Soma’daki İmbat Maden Ocağı’nda 1 Ekim 2026’da meydana gelen göçükte Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, Ömer Karakaya ve İsa Olcay yaşamını yitirmiş; Odamız 2 Ekim’de yayımladığı “Soma’da Yine Madenciler Can Verdi: Bunlar Kaza Değil, Önlenebilir Cinayetlerdir” başlıklı açıklamada, 301 madencinin yaşamını yitirdiği 13 Mayıs 2014’ün üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen ders çıkarılmadığını vurgulamıştır. Cezasızlığın yeni ölümlerin zeminini hazırladığını belirten Odamız, göçüğün bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılmasını, madenlerde etkin kamu denetiminin sağlanmasını istemiştir.

Odamız, mesleki alanını doğrudan ilgilendiren konuların yanı sıra toplumun tamamını etkileyen siyasal gelişmeler karşısında da sesini yükseltmeye devam etmektedir.

Yaşasın 1 Mayıs

30 Nisan’da yayımlanan “Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın İşçi Sınıfının Birliği, Mücadelesi ve Dayanışması!” başlıklı açıklama, emperyalist savaşların gölgesinde enerji gündeminin sermaye çıkarları doğrultusunda yeniden kurgulandığını vurgulamıştır. Açıklamada 4 Nisan 2026’da yürürlüğe giren elektrik zammı ve faturaların özelleştirilmiş dağıtım şirketlerine kaynak aktarımına dönüşmesi de eleştirilmiştir.

Basın açıklaması 28 Nisan’da kazanımla sonuçlanan Doruk Madencilik işçilerinin Ankara yürüyüşünü ve açlık grevini de selamlamış, bu zaferin dayanışma gösteren tüm meslek odalarının, sendikaların ve işçi ailelerinin ortak zaferi olduğu belirtilmiştir. Açıklama; metal, lojistik, sağlık, eğitim ve kamu emekçilerinin mücadelesini, öğrenci hareketini ve kadınların direnişini ortak bir yürüyüşün parçaları olarak sahiplenmiştir. Akbelen’de tutuklanan Esra Işık ile Antep’te tutuklanan sendikacı Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması çağrısıyla “Emeğin Hakkı, Adalet, Barış ve Demokrasi İçin Birleşelim, Değiştirelim” denilmiştir.

Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz

12 Haziran’da yayımlanan “Haklarımızdan, Özgürlüklerimizden ve Eşit Yurttaşlıktan Vazgeçmiyoruz” başlıklı açıklama, basına yansıyan 12. Yargı Paketi taslağını değerlendirmiştir. Odamız, 19 ayrı yasada değişiklik öngören düzenlemelerin kamuoyuyla paylaşılmadan, sızdırılan metinler üzerinden yasalaştırılmaya çalışılmasını demokratik mekanizmaların açık ihlali olarak nitelendirmiştir.

Açıklamada yoksulluk nafakasına süre sınırı getirilmesinin kadınları şiddet gördükleri evliliklere mahkûm edeceği vurgulanmıştır. LGBTİ+’ların varoluşunu suç haline getiren hükümlere ve suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaların ağırlaştırılmasına itiraz edilmiştir. Teknolojiyi üreten meslek insanları olarak sosyal medyada kimlik doğrulama zorunluluğunun bir dijital gözetim rejimi kuracağı ve veri güvenliği bakımından ağır riskler taşıdığı da ayrıca ifade edilmiştir. Odamız, 10. ve 11. Yargı Paketlerindeki benzer düzenlemelerin kamuoyu itirazıyla geri çekildiğini hatırlatarak birlikte mücadele çağrısı yapmıştır.

Irkçılığa Karşı Bir Arada Yaşam

Zonguldak ve Düzce’de mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan yurttaşların uğradığı saldırılar ve Kocaelispor–Amedspor maçında yaşanan ırkçı gösteriler üzerine Odamız, 26 Ağustos’ta “Irkçı Saldırılara Karşı Birlikte Yaşamı Savunmaya Devam Edeceğiz!” başlıklı bir açıklama yayımlamıştır. Emekçilerin etnik kimlikleri nedeniyle hedef alınmasının, yoksullaşmanın gerçek nedenlerini perdeleyen ve emekçi halkı birbirine düşürmeye çalışan provokatif bir suç olduğu vurgulanmıştır. Açıklamada barıştan, kardeşlikten ve bir arada yaşamdan yana duruş bir kez daha dile getirilmiştir.

Odamız bu dönemde TMMOB’a bağlı odalarla, bilişim alanındaki derneklerle ve nükleer karşıtı hareketle birlikte dört ortak açıklamaya imza atmıştır. Bu metinler, bileşeni olduğumuz yapıların ortak üretimi olarak kamuoyuyla paylaşılmıştır.

İnternet Yaşamdır

Dönemin ilk ortak açıklaması, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişimini e-Devlet üzerinden kimlik doğrulamaya bağlayan yasal düzenlemenin 22 Nisan’da TBMM’de kabul edilmesi üzerine gelmiştir. Alternatif Bilişim Derneği, Linux Kullanıcıları Derneği, Özgür Yazılım Derneği, Pardus Kullanıcıları Derneği ve Bilgisayar Mühendisleri Odası ile birlikte 24 Nisan’da yayımlanan “Gelecek Kuşaklar, İnternet ve Teknolojiyi Yasaklayarak Yetiştirilemez!” başlıklı açıklama, “yasaklamayı tek çözüm gören” anlayışı eleştirdi. Çözümün yasakta değil, dijital okuryazarlıkta olduğu vurgulamıştır: “Çocuk, dünyayı yasaklayarak değil düşünerek, sorgulayarak, dünyayı tanıyarak ve tehlikelerle başa çıkabilecek şekilde donatılarak yetiştirilir.”

Ayını bileşenler, İnternet Teknolojileri Derneği’nin de katılımıyla “İnternet Yaşamdır” bileşenleri olarak 3 Ağustos’ta bir kez daha seslenmiştir. “Siber Güvenlik Başkanlığı’na Sınırsız Yetki Veren Düzenleme, İnternet Sansürüdür!” başlıklı açıklama, 31 Temmuz’da yürürlüğe giren 7590 sayılı yasanın 21. maddesini hedef almıştır. Bu madde, BTK’nın yetkilerini Siber Güvenlik Başkanlığı’na devrederek erişim engelleme, bant daraltma ve uygulama durdurma kararlarının yargı kararı beklenmeden iki saat içinde uygulanmasının önünü açıyordu. İmzacılar, sansürsüz, hızlı, ucuz ve özgür bir İnternet için mücadeleyi sürdüreceğini duyurmuştur: “İnternet erişimi temel haktır!”

NATO’ya Karşı Barış ve Bağımsızlık

NATO’nun 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılan 36. Zirvesi öncesinde TMMOB ve bağlı 19 oda, 26 Haziran’da “Ülkemizin ve Halkımızın Geleceğini Emperyalizmin Savaş Örgütü NATO’ya Teslim Etmeyeceğiz!” başlıklı ortak bir açıklama yapmıştır. Açıklamada Ankara Valiliği’nin 28 Haziran–10 Temmuz tarihleri arasında toplantı, gösteri ve basın açıklamalarını yasaklamasının başkentte fiili bir olağanüstü hâl rejimi yarattığı vurgulanmıştır. Silahlanmaya ayrılan kaynakların gıdadan, sağlıktan, eğitimden ve kamusal hizmetlerden çalındığı ifade edilen açıklama, ülkedeki tüm NATO üslerinin kapatılması ve NATO’dan çıkılması talebiyle sona ermiştir.

Hiroşima’nın 81. Yılında

Odamızın da bileşeni olduğu Nükleer Karşıtı Platform (NKP), 6 Ağustos’ta “Hiroşima’nın ve Nagazaki’nin 81. Yılında: Nükleer Silahlar da Nükleer Santrallar da İnsanlık İçin Tehdittir!” başlıklı bir açıklama yayımlamıştır. Açıklamada Çernobil ve Fukuşima felaketleri ile Ukrayna’da ve İran’da nükleer tesislerin hedef haline gelmesi hatırlatılarak nükleer teknolojinin hiçbir koşulda güvenli olmadığı vurgulanmıştır. NKP, Türkiye’nin Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’nı imzalamasını, ülkedeki ABD-NATO nükleer silahlarının kaldırılmasını ve Akkuyu, Sinop ve İğneada projelerinin durdurulmasını talep etmiştir. Bu açıklama, bir hafta sonra Odamızın Akkuyu üzerine yaptığı değerlendirmeyle birlikte okunduğunda, nükleer enerji karşısındaki tutumun hem barış hem de kamu yararı ekseninde nasıl bütünlüklü biçimde savunulduğunu göstermektedir.

EMO 50. Dönem Kadın Komisyonu, bu süre zarfında iki açıklamayla hem toplumsal cinsiyetçiliğin gündelik biçimlerine hem de meslektaşlarımızın çalışma yaşamında karşılaştığı ayrımcılığa dikkat çekmiştir.

Nefrete Geçit Yok

24 Ağustos’ta oynanan Kocaelispor–Amedspor karşılaşmasında yaşananlar, Yönetim Kurulu’nun açıklamasının ardından Kadın Komisyonu’nun da gündemine girmiş, komisyon 27 Ağustos’ta “Tribünlerde Irkçılığa, Cinsiyetçiliğe ve Nefret Söylemine Geçit Vermeyeceğiz!” başlıklı bir açıklama yapmıştır. Açıklamada Amedspor’a ve taraftarlarına yönelik ırkçı mesajların yanı sıra kadın bedeni ve cinselliği üzerinden yapılan küfürlü tezahüratlara da dikkat çekilmiş, bunların “tribün kültürü” denilerek geçiştirilemeyeceği vurgulanmıştır. Komisyon, ırkçılık ile cinsiyetçiliğin “aynı nefret kültürünün farklı biçimleri” olduğunun altını çizmiştir. Spor kulüplerini, federasyonları ve ilgili kurumları açık ve etkili tutum almaya çağıran açıklama ile “Futbolda da, sokakta da, işyerinde de eşitlik ve özgürlükten vazgeçmeyeceğiz” denilmiştir.

Kadın Mühendisler Yalnız Değildir

Kadın Komisyonu’nun 17 Eylül’de yayımladığı “Kadın Mühendis Meslektaşımızın Yanındayız: İşyerinde Ayrımcılık ve Mobbing Kabul Edilemez” başlıklı açıklama ise doğrudan bir meslektaşımızın yaşadıklarını kamuoyuna taşıdı. EMO İzmir Şubesi üyesi bir kadın mühendis, görev yaptığı şantiyede karar alma mekanizmalarından uzaklaştırılmış ve ücret eşitsizliğine uğramıştı. Çay ocağı ve tuvalet kullanımı yasaklanmış, ana yükleniciye ait binaya girişi engellenmişti. Haklarını savunmak istediğinde ise iş akdi Kod 45 ile feshedilmişti.

Açıklamada, kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı ayrımcılığın taşeron çalışma biçimiyle nasıl iç içe geçtiği ortaya konmuş ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki eşit davranma borcu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndaki işveren yükümlülüklerinin çiğnendiği vurgulanmıştır.

Enerjinin kamusal bir hak olarak planlanması, elektriksel güvenliğin etkin kamu denetimiyle sağlanması ve iş cinayetlerinde cezasızlığa son verilmesi Odamızın değişmeyen talepleridir. Dijital hakların korunması, kadınların ve tüm yurttaşların eşit haklara sahip olması, barışın ve bir arada yaşamın savunulması da bu taleplerden ayrı düşünülemez. EMO, örgütlülüğünden ve toplumdan aldığı güçle bu sesi yükseltmeye devam edecektir.