Söyleşide, Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranının %35,2 seviyesinde kaldığına ve cinsiyete dayalı ücret farkının %21,1 düzeyinde seyrettiğine dikkat çekilerek tablo güncel verilerle ortaya kondu. Kadın çalışanların karşı karşıya kaldığı cinsiyet ve gebelik temelli ayrımcılıkların İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca yasak olduğu hatırlatılırken, bu tür ihlallerde işverenin ayrımcılık tazminatı ödemekle yükümlü tutulabileceği vurgulandı. Doğum ve emzirme süreçlerindeki yasal hakların da ayrıntılarıyla aktarıldığı toplantıda; toplam 24 haftalık analık izni ve günde 1,5 saatlik süt izni haklarının altı çizildi. Süt izninin ertelenemez ve devredilemez bir hak olduğu, işveren tarafından kullandırılmaması halinde ise bu sürelerin %50 artırımlı fazla mesai ücreti olarak ödenmesi gerektiği ifade edildi.
Etkinliğin devamında iş yerinde psikolojik taciz (mobbing), cinsel taciz ve kadınların yönetim kademelerine erişimini engelleyen "cam tavan" ile kriz dönemlerinde riskli pozisyonlara getirilmesini ifade eden "cam uçurum" kavramları hukuki boyutlarıyla ele alındı. Söyleşi, mağduriyet yaşayan çalışanların ALO 170, TİHEK ve İş Mahkemeleri gibi başvurabileceği yasal kanallar ile işverenlerin alması gereken önleyici tedbirlerin değerlendirilmesiyle sona erdi.